ARTI EĞİTİM DERGİSİ ŞUBAT SAYISINDA KURUMSAL İLETİŞİM VE MARKA DİREKTÖRÜMÜZ GÜLÇİN AŞKIN ÇETİN’LE KODLAMA ÜZERİNE KONUŞTUK

, ,

 

ERA’NIN KODLAMA KAFASI

Geleceğin dünyasının kodlama üzerine şekilleneceği üzerinde duruluyor. Kodlama ile ilgili nasıl bir çalışma yapıyorsunuz? Öğrencilerin bu derslere ilgileri konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Kodlama diğer adıyla programlama, belirli şartlara göre ve düzene göre yapılması ön görülen işlemlerin bütünü anlamına geliyor. Dolayısıyla programlama öğrenmek sadece bilgisayar üzerinde kod yazmaktan ziyade öğrencilere, sistematik düşünme, problem çözebilme, olaylar arasında ilişkileri görebilme, yaratıcı düşünebilme gibi yetenekler kazandırıyor. ERA Kolejleri olarak eğitim sistemimize kattığımız kodlama öğretimiyle, öğrencilerimizin programlamayı sevecekleri birçok kod yazım programıyla tanıştırıyoruz ve onların hayal güçleriyle yapabilecekleri projeleri onlara sunuyoruz.

Kodlamayı, öğrencilerin gözlerinde büyütmelerini engellemeliyiz!

Biz kodlama dillerinin bazen insanı çok zorladığını ve “kafa yakmak” dediğimiz olayı gerçekleştirdiğini biliyoruz. ERA Kolejleri’nde amacımız onlara “kafa yakan” programlama dillerini öğretmek değil, programlama mantığını öğretmek.

Çoğu öğrencinin matematik dersinde başarısız olmasının sebebi ondan korkmasıdır. Çünkü etrafındaki insanlar genellikle matematik dersini çok zor, yapabilen kişiyi de çok zeki gibi anlatır. Eğer öğrencide “Ben çok zekiyim.” algısı yoksa, yapamayacağını düşündüğü matematikle uğraşmaz çünkü bu işin ona göre olmadığını düşünür.

Eğer siz de kodlamayı onların gözünde büyütürseniz “Off matematik yetmezmiş gibi bir de bu çıktı başımıza!” tepkisiyle karşılaşabilirsiniz. Düşünemeyen bir bebeğe anlatır gibi hayal edin.

Derste olduklarını fark etmeden öğreniyorlar!

ERA Kolejleri’nde kodlama derslerine başlarken yaşananları size bir öğretmenimizin anlatımıyla aktarmak istiyorum:

“Algoritma yazma çalışmalarına bir hedefe varmakla başladık. Bunu nasıl yapacaklarını sorduğumda “Hedef yere gidin!”, “Yürüyün!”, “Koşun!”, “Uçun!”, “Hocam işte gidin ya…” komutlarıyla karşılaştım. Peki, nasıl bir soru ile ayrıntılı düşünmelerini sağlayabilirdim?

“Bilgisayara vermek istediğiniz komutları yeni doğmuş ama söyleneni yapmayı muktedir eylemlerden bir haber bebeğe öğretecek tarzda ifade edebilir misiniz?” dedim. Bu soruyla birlikte akıllarına hemen kardeşleri, tanıdıkları geliyor. Tanıdıkları bir bebeği hayal edip artık komutlarınızı bile sorgular hale geliyorlar. “Aaa hocam olmaz ki, bebek onu yapmayı nereden bilsin?” tepkileri başladığında yüzünüzde küçük tebessümler belirmeye başlıyor.

Bırakın onlar oyun oynadıklarını sansınlar. Derse geldiklerini fark etmek zorunda değiller. “Benim bildiğim çok güzel bir oyun var. Bu ders onu oynayalım mı?” diyerek bile derse başlayabiliriz. Code.org, Scratch, Codemonkey vb. uygulamalarını yaparken derste olduklarını hissetmek zorunda değiller. Bırakalım sadece oyun oynadıklarını sansınlar.”

İşte çağımızın eğitimi de zaten böyle değil mi? Öğrenmeyi oyunlaştırabildiğiniz sürece eğlenceli ve kalıcı hale geliyor. Kodlama dersleri de bunu bizlere birebir gösteriyor.

“Kodlama kafası” için çocukları nasıl yönlendirebiliriz?

  • Matematikte 2X2=4’tür. Öğrenciler bunu değiştiremez. Sadece bunu bilir ve bunu yapar. Ama çok şanslıyız ki bizim dersimizde bu böyle değil. İhtiyacımız olan şey, onların hayalleri ve “kodlama kafası” dır.
  • Hayal kuramayan bir çocuk olamaz, köreltildiği için hayal kurmayı unutmuş bir çocuk olabilir. Onları köreltmeyelim.
  • Tanıdıkları insanların hayretlerini görmelerini sağlayın. Oyun oynadıklarını hissederek ürettikleri hayallerini ailelerine, arkadaşlarına anlatmalarını sağlayın. Kodlamayı bilmeyenlerin verdiği hayret tepkileri, onlara yaptıkları işi daha çok yapma isteği uyandıracaktır.
  • Kodlama ile tanınmış iş adamlarının hikayelerini anlatın. “Hocam biz bu öğrendiklerimizi ne yapacağız?” diye soran öğrencilere örnekler sunun. “Mark Zuckerberg’i tanıyor musunuz?” diye konuya başlayıp Facebook’u bir yurt odasında arkadaşıyla kodlayarak yaptığını anlatan örnekler verin. Onlara ispat sunun.

Teknolojik gelişmeler birçok alanda hayatımızı değiştiriyor. Kaçınılmaz olarak eğitim dünyası da bu gelişmelerden en fazla etkilenen sektör olarak öne çıkıyor. Teknolojik gelişmeler çerçevesinde eğitim dünyasında hangi değişimleri gözlemliyorsunuz ve bu gelişmeler eğitim modelinize nasıl etki ediyor?

Teknolojinin ve hayat hızının bu kadar arttığı günümüzde; bilgiye ulaşmak artık eğitim sistemleri için yeterli gelmiyor. Günümüzde eğitim, salt bilgiye ulaşmaktan ziyade o bilgileri hayatın içine nasıl katabiliriz ve bu bilgilerle var olan sorunlara nasıl çözümler üretebiliriz, neleri geliştirebiliriz temel soruları üzerinden gerçekleşiyor. ERA Kolejleri olarak “İnovatif Eğitim Sistemi” anlayışının bir yansıması olan eğitim sisteminin içine “ARTSTEM” kavramını koyuyoruz. Böylece öğrencilerimizin bütünsel gelişimlerini desteklemeyi amaçlıyoruz. ARTSTEM kelimesinde: Art; sanat, STEM; Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik), Mathematic (Matematik) başlıkları gizli. Bu alanlar her ne kadar birbirinden ayrı branşlar gibi görünse de aslında bir bütünün parçaları gibi iç içe geçerek bizim eğitim felsefemizi oluşturuyor. Öğrencilerimiz herhangi bir alanda projelerini gerçekleştirirken, bu alanların tamamından faydalanarak çalışmalarını sürdürüyor ve eğitimlerini ortak platformlarda alıyor. İnovasyon, yaratıcılık, eleştirel düşünme, bilimsel ve tasarımsal düşünme, matematik okuryazarlığı, fen okuryazarlığı, dijital dünya vatandaşlığı gibi kavramları kazanıyorlar.

Yaşanılan dönemin araçlarına göre kuşaklar tanımlanıyor. Bugün Z Kuşağı tanımlaması yapılıyor. Z Kuşağını siz nasıl tanımlıyorsunuz? Bu kuşağın size göre öne çıkan özellikleri neler?

ERA Kolejleri olarak biz yola çıkarken önceliğimiz Z Kuşağı ve bu kuşağı tanımlamak olmuştu. Bu nedenle bizim hedef kitlemizde ve çağımızın çocukları olarak Z Kuşağına “Şimdi Zeni Şeyler Söylemek Lazım!” demiştik. Öncelikle, Z Kuşağı eğitimli bir jenerasyon. Ayrıca bireysellik ve bağımsızlığa önem veren bir karakterleri olduğundan daha yaratıcı olabiliyorlar. Coğrafi sınırlamaların dışına taşabilen, evrensel düşünebilen, kendilerini rahatlıkla ifade edebilen ve her daim dinamik olan Z Kuşağı’nın topluma ve iş hayatına pek çok olumlu değişim ve gelişmeler sağlayacağına inanıyoruz. Z Kuşağı’nın bir de her kuşak gibi bazı olumsuz yönleri var. Örnek vermek gerekirse; Z Kuşağı, hızlı tüketim alışkanlıkları olan bir nesil bu yüzden bir işten çabuk vazgeçebiliyorlar ya da teknoloji alışkanlıklarından dolayı ikili ilişkileri zayıflayabiliyor. Biz ERA Kolejleri olarak bu olumsuz yönlerin farkındayız ve bu yönlerin eğitimle törpülenebileceğini biliyoruz. Eğitim modellemelerimizin içinde de sosyal gelişim başlığı altında bu olumsuz özellikleri olumluya çevirmek için çözümler getirmeye çalışıyoruz.

 

Dünyada genel olarak bir STEM modeli yaklaşımının öne çıktığını görüyoruz. MEB de müfredat programında bu yaklaşımı kullanmaya başladı. Bu kapsamda nasıl uygulamalar hayata geçiriliyor? Bu yaklaşımın avantajlı ve dezavantajlı yönleri neler? Öğrencilere yansımaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

STEM kelimesi, İngilizce “kök” manasına geliyor. ERA Kolejleri’nin eğitim mantığının amacı da bu kelimeden doğdu. Bütün bilimler aynı kök üzerinden oluşuyor. Öğrencilerimiz de kendi düşünce dünyalarını, kendi becerilerini geliştirirken almış oldukları eğitim disiplinlerini nasıl birbirleriyle kullanabileceklerini bu sistem sayesinde geliştiriyor ve uyguluyor. Öğrencilerimize bu yaklaşımı anlatırken dünyanın önde gelen markalarıyla birlikte çalışıyoruz. Dünyanın en büyük robot turnuvasını düzenleyen VEX Robotics markası, çocukların problem çözme, kodlama, tasarım ve mühendislik yeteneklerini geliştirmek üzerine yoğunlaşmış set içerikleri üretiyor. ERA Kolejleri olarak her kampüsümüzde öğrenci seviyelerine göre VEX Robotics setleriyle eğitimler veriyoruz. Okul içinde, ulusal ve uluslararası turnuvalara katılım sağlayarak öğrencilerimizin görev bilinci, takım çalışması becerilerinin gelişmesi için katkıda bulunuyoruz. Ayrıca arduino mikro işlemcisini ve çevre birimlerini kullanarak çeşitli uygulamalar, robotlar, günlük hayatı kolaylaştıracak makineler tasarlıyoruz.

Teknoloji odaklı proje ve uygulamalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

ERA Kolejleri olarak, İnovatif Eğitim Sistemi yaklaşımımızla öğrencilerimizin öğrenmiş oldukları bilgileri “MAKER” kültürü ile birleştirmelerini sağlıyoruz. Eğitimi sadece kitaplarda kalan salt bilgiler olmaktan çıkarıyoruz ve günlük hayatın içine çekiyoruz.

Maker Hareketi’nin temel felsefesini; öğrencilerimizin hayatın herhangi bir alanında, herhangi bir ihtiyaca ve soruna kendi öğrenmiş olduğu bilgilerle, hayal dünyası ve yeteneği ölçüsünde çözümler bulması, ürünler geliştirmesi olarak tanımlayabiliriz.

Bizim uyguladığımız Maker Eğitimleri çerçevesinde ilkokul ve ortaokul öğrencilerimiz günlük hayatın sorunları ile baş başa bırakılıyor ve öğrencilerimize bu sorunlara farklı materyallerle nasıl çözümler bulmaları gerektiği konusunda zihin açıcı yönlendirmeler yapılıyor. Teknoloji ve tasarım atölyelerimizde öğrencilerimizden ARTSTEM eğitim felsefesiyle birçok farklı alandan öğrenmiş oldukları bilgileri kullanmalarını istiyoruz. Öğrencilerimizin bu yöntemle ortaya çıkardıkları projeleri geliştirmelerini ve projelerini başka platformlarda da sunmalarını destekliyoruz.