ERA KOLEJLERİ ARTI EĞİTİM DERGİSİ NİSAN SAYISINDA

, , ,

 

ERA Kolejleri Türk Eğitim sisteminde nasıl bir konumda bulunuyor? Kuruluşunuzdan bu yana markanın oluşumundaki dönüm noktaları neler oldu?

Era Kolejleri Türk Eğitim sistemine uyumlu olarak değişen yenilikleri yakından takip etmekte ve yeni sisteme uyumlu olarak yenilikçi bir eğitim vermekte. 4+4+4 eğitim sisteminin tüm basamaklarında bir ilke imza atan ERA Kolejleri, 4×5 İnovatif Eğitim Sistemini, öğrencilerine sunduğu Zihinsel Gelişim, Fiziksel Gelişim, Sosyal Gelişim, Psikolojik Gelişim ve Akademik Gelişim eğitim başlıkları altında özelleştirerek, gelecek odaklı bir bakış açısıyla yepyeni bir devri başlattı.

En önemli dönüm noktalarımız;1453-1923-2013 sloganıyla yola çıktığımız tarihlerdir.       Yeni Çağın Çocuklarına hak ettikleri eğitimi vermeyi hedefleyerek ilerliyoruz.

 

 

Gelecek eğitim – öğretim yılında mevcut sayınıza kaç okul daha eklenecek ve lokasyonları nereler olacak?

Eğitimde özelleşme payı ülkemizde son 5 yılda tahmin edilemez bir ölçüde büyüme gösterdi. Görünen o ki bu büyüme bir süre daha devam edecek ve özel okullaşma oranı daha da artacak. Bilirsiniz ki her büyüme her zaman gelişme demek değildir. Biz eğitimciler olarak büyük bir sorumluluğu üstleniyoruz. Ülkemizin gençlerini geleceğin dünyasında yeterlilik düzeyleri dünya standartlarında olan yetişkinlere dönüştürmek için eğitim veriyoruz. Büyümenin her anlamda olumlu olması ve gelişimle paralel olması için bir süre yatay büyüme ile devam eden okullaşma serüvenimize biz ERA Kolejleri olarak bir süre dikey büyüme ile devam edeceğiz. Nedir bu dikey büyüme derseniz bu her anlamda derinleşerek, niteliği artırarak ayaklarımızın sağlam yere basması diyebiliriz. Bizler eğitimciliğin öneminin ve büyük sorumluluğunun bilinciyle en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın geleceği için okullarımızı en üst donanımlarla donattık. Öğretmenlerimizi en ideal ölçüde seçerek yerleştirme süreçlerinden süzdük ve hizmet içi eğitimlere aldık. Eğitimin bir süreç işi olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu süreçte nitelikleri değerlendirebilmek için eğitim girdileri ile çıktılarının karşılaştırması gerektiğinin farkındayız. Eğitim hayatını 12 yıl bizim kurumlarımızda tamamlamış olan öğrencilerimizin en üst nitelikte olabilmeleri, zamanlarını etkin kullanmış, tek yönlü değil çok yönlü ama amaçsız değil bilinçli ve kendinin farkında olan gençler olarak eğitimi sürdürmeleri için kalitemizi de en üst noktada tutabilmek ve gelişen ve değişen dünyaya ayak uydururken konjönktürel farklılıklarımızı da göz ardı etmemeye özen göstereceğiz. ERA Kolejlerine eklenecek kampüslerin sayısı artarken bunlardan ödün vermemek de en büyük gayemiz. Bu nedenle biz bu sene ölçme değerlendirmelerle yoğunlaşmış bir yıl geçirdik ve elimizdeki verilerle de yatırımlarımızı şekillendireceğiz. Yeni oluşumlarımızı yatay ve dikey büyüme hedeflerimizi de belirginleştikçe paylaşacağız.

 

 

“Her öğrenci farklıdır” görüşü eğitim dünyasına hakim olan bir kavram olarak yer edindi. ERA’nın öğrenciye yaklaşımı nasıl, bu konuda eğitim felsefenizi oluşturan unsurlar neler?

Bizim için her öğrencimiz çok değerli ve farklı. Çünkü her birey birbirinden farklı olarak yetişiyor ve her öğrencinin öğrenme süreçlerinde farklılık olabiliyor. Öncelikli hedefimiz öğrencimizin öğrenme sürecine göre ilerlemek. Ve sonrasında öğrencimizin kişisel yetenek ve becerilerine göre yönlendirmek.

Biz kişiye özel öğrenme farklılıklarını göz önüne aldığımız ve Türkiye’de bir ilk olan ERA MIND STUDIO eğitim programını uyguluyoruz. Buna göre her öğrencimiz kendi öğrenme hızında ve modelinde kendini geliştirerek derslerde daha başarılı oluyor. Akademik başarısının önündeki engeller ERA MIND STUDIO TESTLERİ ile tespit ediliyor ve öğrencinin kendini geliştirmesi gereken yönlerine ilişkin pratikler bireysel olarak takip ediliyor.

Ayrıca her öğrencinin zihinsel olarak farklılıkları olduğu gibi güdülenmede de farklı unsurların onları harekete geçirdiğinin farkındayız. Her öğrenci aynı motivasyon hamlesi ile harekete geçmiyor. Bu nedenle sınıf içinde ve aile ile öğretmen etkileşiminde de öğrencinin kişisel motivasyon unsurlarına göre geri bildirimler yapıyoruz. ERA Kolejlerinde rehberlik biriminin bu psikolojik farklılıkları da ele aldığı bir sistematiğimiz var.

Bireysellik çağımızda çok ön planda. Bu nedenle eskiden de her öğrencinin farklı olduğunu bilsek de sistemler hep tekti. Şimdi her şeyin kişiye özel kurgulanması tabii eğitim sektöründe çok da kolay değil. Uygulamadan raporlamaya bunun her ayağı çok daha ince ince elenen ve uzun soluklu bir sürece dönüştü. Bu, eğitim kurumlarını zorluyor. Ayrıca bireyselliğin olumsuz yanlarının da bilincinde olarak öğrencilerin sosyal yönlerini de geliştirmek bizlerin vazifesi. Öğrencilerimiz hep bireysellikleri pekiştirildikçe ileri düzeyde asosyalliğe kadar giden olumsuz bir yaşantıya doğru gidebiliyor. Bunun dengesi de gözden kaçmamalı ve sosyal hayatın içinde ve kulüp etkinliklerinde mutlaka yer almaları sağlanarak grup etkinlikleri de okullarda ön plana çıkarılmalı.

 

 

Çok farklı seçeneklerin bulunduğu bir ortamda veliler okul seçerken nelere dikkat etmeliler? Neler önerirsiniz?

Bir anne baba için okul seçerken göz önünde bulundurulan o kadar çok faktör var ki… Bu faktörler çok değişken olabiliyor. Doğru okul seçmenin de bunun için tek bir kuralı ve doğrusu vardır diyemeyiz. Herkes için bu doğru değişebilir. Okulun eve yakınlığından, temizlik ve güvenliğinden, yabancı dil eğitimi, lise ve üniversiteye girişteki başarıları, sosyal olanakları ve tabi ki maddi yönü velilerin değerlendirdikleri başlıca kritlerler gibi görünüyor. En başta da o okulu ziyaret ettiklerindeki güven duyguları. Okulun müdüründen, kurucusuna ve eğitim sistemine, sunduğu yayınlara, verdiği hizmetlere ve kendilerine verilen sözlere güvenmek istiyor veliler. Ne yazık ki bu konularda çok mağdur olan veliler var. Kayıt görüşmelerinde çizilen o çerçevenin içi eğer boş kalırsa veli de en fazla sene sonunda bunu farkedip elindeki diğer seçenekleri değerlendiriyor. Veliler tabi ki çocukları için en mükemmeli arıyorlar ve çocuklarımızın eğitimi de hata kabul edemez. Eğitim ortamının “öğretim” kısmı 2.planda geliyor. Aslolan ve ilk öncelikli olan ise “eğitim” ! Bu ise çok kapsamlı ve öğrenciyi sınavlar dışında topluma ve dünyaya hazırlayan kısım. Buradaki akademik unsurların dışında öğrenci kazanımları davranış ve donanım açısından iyi sonuçlar verdiği sürece de anne babalar “doğru seçim!” yaptıklarını söyleyebileceklerdir.

 

Yabancı dil öğretiminiz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Yabancı dil eğitim-öğretim hayatının en önemli kazanımlarının başında geliyor. Öğrencilerimiz hem ülkemizin hem de dünyanın geleceğine yön verecekler ve gittikçe globalleşen bir dünyada daha aktif olarak yabancı dilleri kullanmaya ihtiyaç duyacaklar. Biz ERA Kolejleri’nin kuruluş felsefesinde de eğitim ortamlarının öğrenme üzerindeki yüksek etkilerini görmezden gelmedik ve okullarımızda bu bakış açımızla harika sonuçlar elde ettik. Düz sıralardaki eğitim tabularını yıktık. Ortamları güncellediğimizde motivasyonun nasıl arttığını ve öğrenci başarılarının bu ortamlardaki pozitif etkisini gördük. Yabancı dil eğitimine de bu yıl bu felsefemizi yansıtarak “İngiliz Sokağı” projesini hayata geçirdik. Bu proje ile öğrencilerimiz İngilizceyi standart bir sınıf ortamında öğrenme zincirini kırmış oldular. İngilizceyi hem öğrenmek hem de konuşmak için sadece yurtdışına dil okulu veya geziye gitmeyi beklemeden artık İngiliz Sokağı’nda tamamen bir Londra simülasyonu ile yaşayarak öğrenmeye devam ediyorlar. Bu projeyi daha da yaygınlaştırmak istiyoruz. Öğrencilerimiz ve velilerimiz oldukça memnunlar. Çocuklarımız da bu dili kitap başında sadece yazı üstünde ezberlemek yerine İngiliz Sokağı’nda pek çok farklı etkinlikle dili kullanarak öğreniyorlar. Öğretmen kadromuzda native öğretmenlerimiz dil öğrenme aşamasında öğrencilerimizin şevkini artırıyorlar. Ayrıca dil öğrenmede klasik ölçme değerlendirme kritlerlerinin dışında alternatif ölçme metodları uygulayarak çocukların dil öğrenimini bir korku ve kaygıya dönüştürmelerinin de önüne geçiyoruz. Hem eğlenceli hem de oyunlarla zenginleştirilmiş uygulamalarımız sayesinde dili ders gibi değil yaşam becerisi olarak zorlanmadan öğrenebiliyorlar. Bunun yanında okullarımızda ikinci yabancı dil olarak da Almanca veriyoruz. İkinci yabancı dil uygulamamız bir “ufuk açma” programı. Öğrencilerde dil bilincinin gelişmesi, dünyadaki farklı kültürlerin ve dillerin varlığından haberdar olmaları ve bu yönde yatkın olanların da daha ileri düzeye dil becerilerini taşıyabilmeleri için faydalı olacağına inanıyoruz.