EĞİTİM ve OYUN İLİŞKİSİNİ ERA KOLEJLERİ KURUMSAL İLETİŞİM ve İK DİREKTÖRÜ GÜLÇİN AŞKIN ÇETİN CEVAPLADI.

 

Eğitim ve oyun ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğitim süreçlerinde oyundan nasıl yararlanıyorsunuz? Programlarınızda oyunu nasıl uyguluyorsunuz?

Eğitimle oyun özellikle okul öncesi ve ilkokul kademelerinde iç içe geçmiş durumda. Çünkü çocuğun doğasında oyun var ve oyunun içinde öğrenmelerini gerçekleştiriyor, kuralları oyunla öğreniyor, hayatla tanışma yöntemi de oyun aslında. Bu durumu dikkate alarak programlarımızı tasarlarken hayatın içinde öğreneceklerini, öğrenmesi gerekenleri sıralıyoruz. Bu sıralamada öncelikleri belirliyoruz. Öğrenmesi gereken neredeyse her kazanımı,bir oyunla eşleştiriyoruz. Oyunun sınırlı bir mekanı olmuyor. Bunun için her alanı kullanabilecekleri tasarımları oluşturuyoruz. Evde odasını, okulda sınıfını, bahçesini, çok amaçlı salonunu, yemekhaneyi, dışarıda parkı, bahçeyi, ormanı oyun olarak görerek öğrenmelerini gerçekleştirmesini sağlıyoruz. Çocuğun hayatından ne kadar örneği öğrenme yaşantısına koyarsanız, o kadar deneyimleme fırsatı buluyor.

 

Tüm derslerde oyun kullanılabilir mi? Hangi derslerde oyundan faydalanıyorsunuz ve bu oyunlardan örnekler aktarabilir misiniz?

Söz konusu olan çocuksa siz istemeseniz bile kendinizi bir oyunun içinde buluveriyorsunuz. Bir yere gitmek için hazırlanırken “sıra ol” demeniz onlara cazip gelmiyor. Ancak haydi uçak olalım ve uçakları yemekhaneye ulaştıralım dediğinizde hedefe ulaşıyorsunuz. Bu sırada “uçakların birbirine çarpmamasına dikkat edelim, yavaş uçalım düşmeyelim” gibi yönergelerle sıra olma bilincini kazandırabiliyoruz. Okul öncesi ve ilkokulda tüm derslerde aktif olarak eğitsel oyun kurgusuyla dersi işleyebiliyoruz. Örneğin Türkçe dersinde konuşma ve dinleme kurallarını öğrenirken “Parazit Oyunu” nu oynuyoruz. Sınıfı üçer kişilik gruplara bölüyoruz. Bir konu belirliyoruz. İki kişi o konu hakkında konuşurken üçüncü öğrenci sürekli konuşmayı bölüp konu dışında sorular soruyor. Her öğrencimiz oyuna katıldıktan sonra bu durumu değerlendirmelerini istiyoruz. Böylece ulaştıkları sonuçlarla kuralları öğrenciler kendileri eşleştiriyor.

 

Oyunla eğitim çalışmalarında Türkiye’ye özgü modeller var mı? Bu alanda hangi kaynak ve modellerden yararlanılıyor?

Bu konuda yazılmış birçok makale var. Gelişim dönemleri dikkate alınarak yazılmış birçok oyunla öğretim etkinliği var. Bunun yanında yaşantı temelli modeller daha çok ön plana çıkıyor. Yapılandırmacı yaklaşım, buluş yoluyla öğretim stratejileri, öğrenmeyi somutlaştırma ve deneyimleme üzerine kurgulanmış montessori eğitim modeli gibi birçok öğrenme modelinden yararlanabiliyoruz.

 

Hangi oyunun nasıl ve ne şekilde uygulanacağına nasıl karar veriliyor? Oyunların seçiminde öğretmenler ne derece etkin?

Burada hareket noktamız eğitim sürecine yön veren kazanımlar oluyor. Derste “Ne öğreteceğiz, nasıl öğreteceğiz?” sorularını merkeze alıyoruz. Kazanım üzerinden hareket ediyoruz. Yapılan zümre çalışmalarında yapılan eğitim programları doğrultusunda oyunları ilgili dersin ilgili öğretmenleri seçiyor. ERA Kolejleri olarak bir eğitim öğretim döneminde tüm öğretmenlerimizi bir araya getirdiğimiz en az dört çalıştay yapıyoruz. Bu çalıştaylarda eğitsel oyun yazımları ve oyunun uygulamalarını yapıyoruz. Öğretmenlerimiz sınıfın sahnesine çıktığında iyi bir yönetmen olarak oyunları yönlendiriyor ve öğrencilerimizin ilgili kazanımlara hakim olmasını sağlıyor.

 

 

Eğitim ve öğrenmede oyun ne kadar kullanılması gerekiyor? Belli sınırları var mı? Siz oyunla eğitime okullarınızda ne kadarlık bir zaman ayırıyorsunuz?

Bu süreci daha çok sınıfımızda bulunan öğrenci profili ve merkeze alınan kazanımlar belirliyor. Eğer kazanım, öğrencinin zihninde soyut bir durumsa ve karşılık bulmuyorsa bu öğrenmeyi somutlaştırmak için oyuna ayırdığımız zaman artıyor. Ancak daha soyutsa ve daha önceden bu konu hakkında somut öğrenmeleri varsa oyuna daha az zaman ayırıyoruz. Tabi ki her süreç gibi oyunun da bir sınırı var. Kurallar dahilinde bu sınırı yine sınıftaki öğrenen profilini baz alarak öğretmenlerimiz belirlemelidir.

 

Eğitimde oyunun kullanılmasına ne zaman başlanılmalı? Hangi sınıftan/hangi yaştan itibaren çocuğa oyunla eğitim verilmelidir? Oyunla gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler hangi farklılıkları yaşıyorlar?

Eğitimi okul hayatıyla sınırlamadan bu soruyu yanıtlamak istiyorum. Eğitim doğumla başlayan ve ölümle sona eren bir süreç insan hayatında. Aslında çocuk dünyaya gözünü açtığı anda eğitimle başlıyor. Yapması gereken şeyleri sevdirebilmek için her ebeveyn çocuğuyla bağ kurarken bir oyunu araç olarak kullanıyor. Parmağını takip ederek nesne devamlılığını kazanması, cee oyununun oynanması oyunun yanında bir eğitim kazanımı. Bunun yanında okul hayatı başladığı anda çocuk oyunla karşılaşmalı. Hangimiz hiç kımıldamadan saatlerce yerimizde oturabiliriz ki? Bu nedenle okul öncesi eğitimde oyun başlamalı ve çocuğun ihtiyacı olduğu kadar devam etmeli. Örneğin siz çocuğunuza “Okul nasıl geçti?” sorusunu sorduğunuzda alacağınız cevap birkaç kelimeyi geçmeyecektir. Ancak oyuncaklarıyla bir okul yaratıp, biriniz öğretmen, biriniz öğrenci olduğunuzda atlamadan her detayı sizinle paylaşacaktır. Oyun oynayan çocuk mutlu olur, kendini ifade becerisi kazanır, duygularını net ve anlaşılır bir şekilde anlatabilir, psikolojik gelişimini daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirir.


Oyunun eğitim sürecinde öğretmenlere sağladığı katkılar nelerdir?

Oyunla planlanan öğrenme süreçleri öğretmeni daha az yorar. Örneğin gülmek için 17 kas çalışırken kaş çatmak için 43 kas çalışır. Buradan çıkaracağımız sonuç da mutsuz insanın her zaman daha yorgun olduğudur. Öğrenme daha kısa sürede gerçekleştiği için öğretmen program yetiştirme kaygısını yaşamaz. En önemlisi de şu ki çocuk, kendisiyle aynı dili konuşan biriyle daha rahat iletişime geçer. Bu nedenle öğrenmeye karşı ön yargısı ortadan kalkan çocuk öğrenmeye daha hevesli olur. Öğrenme motivasyonu yüksek olan bir sınıfın öğretmeni olmak kadar keyif veren başka bir durum olamaz…

 

Aileler çocuklarına eğitici oyunlar ve materyaller alırken nelere dikkat etmeli?

Öncelikle çocuğun gelişim dönemi dikkate alınmalıdır. Gerçek hayatta karşılaştığı materyallerin oyuncak olarak kullanılması çocuğun daha çok dikkatini çeker. Oyunlarda belirtilen yaş seviyeleri dikkate alınmalıdır. Çocuğun ilgisine ve becerisine hitap eden oyunlar tercih edilmelidir. Oyunda çocuk kendisini başarısız hissetmemelidir. Oyun çok yönlü olmalı ve yaratıcılığı engellememelidir. Kullanılan materyal dayanıklı ve çocuk sağlığına uygun olmalıdır.