TOPLUMSAL GERÇEKCİLİK

, ,

Geçmişten günümüze pek çok toplumbilimciye göre sanat, insanların günlük pratik hayatının en yüksek şekilde yansıması olarak algılanmıştır ve aynı zamanda ekonomik, kültürel ilişkilerin doğal bir sonucudur. Bu bağlamda, sanatın kökeni toplumsal izler taşıyan bir oyun olarak görülür.

Sanat insanın oyuna olan eğilimi, yatkınlığından ilhamını alan ve dönüşerek estetik bir haz veren toplum içi bir oyundur. Toplumcu gerçekliğe göre kökendeki unsur ne olursa olsun asıl mesele sanatın, toplumun sosyo-ekonomik yapısı ile paralel geliştiği ve karşılıklı olarak birbirlerini etkiledikleridir.

Bu bakımdan sanatın gerçekçi anlayışı savunanlar tarafından her zaman birtakım görevleri olduğu düşünülmüştür. Gerçekçiliğin etkin olduğu dönemlerde sanat halka dönük bir yapı içindedir. En başta halk tarafından anlaşılabilen, onun dertlerini, sorunlarını dile getiren, en önemlisi ise geleceğin toplumunu kurmak adına bir takım idealleri olan bir sanat öncelenmiştir.

Bu doğrultuda bizlerde öğrencilerimiz ile bu ay ki sergimizi yaşadığı dönemin gerçekliğini ortaya koyan ve o dönemi tüm yalınlığı ile eserlerine yansıtan Fikret Otyam’ın çalışmalarını siz değerli velilerimize sunmaktayız.

Bu ay sonu gerçekleşecek olan sergimize tüm velilerimiz davetlidir.