GENEL MÜDÜRÜMÜZÜN ARTI EĞİTİM DERGİSİ’NE VERDİĞİ RÖPORTAJ

, ,

 

ERA Kolejleri’nin kuruluşundan bugüne gelişimini değerlendirdiğinizde öne çıkan özellikleri neler olmuştur?

ERA Kolejleri 2013 yılında kurulduğunda arkasındaki uzun yıllara dayanan bir deneyimi ve deneyimli eğitim kadrosunun varlığı ile vereceği eğitimin kalitesinden emindi. Gerekli tüm alt yapıya ve donanıma sahip olmanın gücünü de kısa sürede elde ettiği başarılarla gösterdi. 1979 yılında başlayan eğitim gönüllülüğünün bir zinciri olarak ERA Kolejleri zaten ilk kurulduğu yılda da velilerinin ve öğrencilerinin beklentilerini karşılamakta güçlük çekmedi. Tabi ki bu deneyim ve geçmiş ERA Kolejleri’nde bir artı değerken terazinin diğer tarafında da “yenilik ve inovasyon” yer alıyordu. ERA Kolejlerinin en başından beri iddiası Z Kuşağına yani yeni nesile eğitim verdiğini unutmadan onların eskiden alışılmış pek çok özellik, donanım ve de beklenti açısından farklı olduklarını hep en üst sıraya koyarak ihtiyaçlarını karşılayan bir eğitim modeli oluşturmaktı. Bu model, çağın eğitim dünyasını da takip ederek öğrencilerin hem bu çağda hem de gelecek meslek hayatlarındaki ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran bir model olmalıydı. Bu amaçla öncelikle yeni çağın çocukları ve özellikleri hem gelişimsel hem de pedagojik açıdan incelendi. Çeşitli anket ve araştırmalarla yeni neslin artıları ve eksilerine de bakılarak Türkiye’de bir ilk olan 4 kademede 5’li İnovatif Eğitim Sisteminin temelleri oluşturuldu. Bu sistemi kurguladığımız 2013’ten 2018-2019 eğitim dönemine geldiğimizde Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk’un açıkladığı 2023 Eğitim Vizyonu ile de kıyasladığımızda ne kadar doğru adımlar attığımızı bir kez daha görmüş olduk. Bizim vizyonumuzda da daha çok beceri temelli bir eğitim müfredatı ve kişiye özel rehberlik yaklaşımı için “Mizaç Temelli Eğitim” uygulamaları yer alıyor. Bu da 2023 eğitim vizyonu ile örtüşüyor. Bunun gibi daha pek çok yönde de isabetli bir eğitim sistemi ile öğrencilerimizle emin adımlarla geleceğe yürüyoruz.

 

ERA Kolejleri’nin yatay ve dikey büyüme stratejisi hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu çerçevede önümüzdeki dönemde hedefleriniz, planlarınız ve kurumun öncelikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

ERA Kolejleri İstanbul’da 10, Bursa’da 1 kampüsü ile eğitim öğretim veriyor. Biz en başından beri insan kaynağımızı ve deneyimimizi iyi değerlendirmek üzere planlamalarımızı yaptık. Amacımız hiçbir zaman hızlı ve öngörüsüz bir dikey büyüme olmadı. O dönemin konjöktörü bizi 3 senede çok hızlı bir büyüme içine ister istemez yönlendirdi. Ama o hızlı büyüme dahi bir kontrolsüzlük değildi. Aksine bizim değerli çalışanlarımıza o dönem eğitim sektöründe dershaneciliğin de son yılı olması nedeniyle bir istihdam alanı da oluşturmak için ve velilerimizin heyecanlı bekleyişlerine de bir cevap olabilmek için ilk 3 yılda hızla açılan kampüslerimizle eğitime başladık.

 

Uzun yıllardan bu yana bir eğitim kurumunun tepe yöneticisi olarak görev yapıyorsunuz. Bir eğitim kurumunu yönetmenin keyifli ve zor yanları nelerdir? Bu çerçevede, tecrübeleriniz ışığında bir eğitim kurumunun yöneticisi nasıl olmalıdır? Neleri göz önünde bulundurmalıdır?

Bizim her zaman önceliğimiz “kalite” oldu ve olmaya devam ediyor. Bu işten para kazanmak bizim geleneğimizde hep bir sonraki adım olarak yer aldı. Bu amacın ilk sırada yer aldığı pek çok işletmenin de ne kadar kısa ömürlü olduğunu hepimiz gördük ve ne yazık ki görüyoruz. Bu bizi asla sevindirmiyor aksine çocuklarımız ve geleceğimiz adına üzüyor. Eğitim, gerçekten her şeyden önce bir gönül işi. Bu işe gönül vermezseniz başarılı olmanız da kazançlı çıkmanız da mümkün değil. Bir de benim iş hayatında bir kuralım var. O da; ISSO! Nedir bu ISSO? Açılımı: İyi Niyet, Samimiyet, Sadakat ve Hedefe Odaklanma! Ben ekip arkadaşlarımdan bu kuralı işletmelerini beklerim. Bu 4 başlık çok önemli, bunlar olduktan sonra gerisi inanın geliyor.

 

Günümüzde başarı kavramı farklı açılardan ele alınmaktadır. Bir eğitim kurumunun başarılı olarak değerlendirilebilmesi için hangi kıstaslara bakılmalıdır? Bu anlamda kurumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, başarının tanımı artık eskisi gibi sınavlarda derece yapmak ve çok iyi puanlar almak değil! Başarının ölçütleri değişti ve başarı kavramı günümüzde çok daha geniş bir kavram haline geldi. Eskiden başarılı öğrenci akademik yönden test başarısı yüksek, az hata yapan ve çok doğru soru işaretleyen öğrenciyken günümüzde ve geleceğin dünyasında beklenen ise sadece akademik başarı değil. Bunun yanında başarının tanımı; sportif başarılar, sosyal becerilerin güçlü olması, yabancı dil becerilerinin ileri düzeyde olması ve bilgisayar becerilerinin ileri derecede olması diye sıralanıyor. Biz de okullarımızda bu yönleri geliştiren eğitimler veriyoruz. Öğrencilerimizi çağın ihtiyaçları doğrultusunda donanımlı birer birey olarak yetiştiriyoruz. Tüm bunların yanında da evrensel insani değerlere de sahip olmalarını amaçlıyoruz. Bunlar için her ay okullarımızda çeşitli etkinliklerle bu değerleri somutlaştırarak öğrencilerimizin duyarlılıklarını geliştiriyoruz. İşte tüm bu tanımlar değişmişken kurumların da buna duyarsız kalması ve bu gerçekleri görmeyerek eski alışkanlıkları ile geçmiş gelenekleri sürdürme çabaları çok yanlıştır. Ben bu anlamda okullarımızı çok çağdaş ve yeniliklere hızlı ayak uydurabilen, dinamik bir kurum olarak tanımlıyorum.

 

Türkiye’de özel okul sektörünün gelişimi hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir? Son dönemde tartışılan teşvikler konusuna nasıl bakıyorsunuz? Bu sektörün gelişimi için önerilerinizi alabilir miyiz?

Özel okulların devlete; ekonomi, eğitim, yönetici, öğretmen, bina ve personel olarak azımsanmayacak derecede katkısı vardır. İşin en acısı, bünyesinde 1.000 işçi çalıştıran sayılı iş adamına Türkiye’de verilen değer, destek ve imkânların bünyesinde 100 binlerce personel istihdam eden bu kurumlara hak ettikleri değerin verilmemesidir. Bakanlık tarafından özel okul öğrencilerine verilen teşviklerinin kesilmemesi, tam tersine her öğrenciye teşvik verilerek özel okula ilgiyi artırması ve resmi okullardan az da olsa öğrenci, öğretmen, personel, bina istihdam yükünün kaldırılmasından yanayım. Böylelikle Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okulların kalite, disiplin, başarı, alanlarında tatlı bir rekabetin yaşanacağını da düşünüyorum.

Bir eğitim kurumunun yöneticisi olmanın yanı sıra bir velisiniz… Kendi çocuklarınızın eğitimleri konusunda nelere önem verdiniz? Bu konuda kendinizi başarılı buluyor musunuz?

Benim bir veli olmam, aynı zamanda eğitim kurumlarında yönetici olmamın büyük yararı olduğunu gördüm. Çünkü veli olmam; olaylara, sebeplerine ve sonucuna sadece bir yönetici ve eğitimci değil, aynı zamanda bir ebeveyn olarak bakmamı sağlıyor. Sübjektif değil objektif bir gözle gözlem yapıyorum. Yaklaşık 40 senelik eğitim ve yöneticilik bana şunu öğretti. Kendi çocuklarını nasıl yetiştirmek, nasıl eğitmek, nasıl yarınlara hazırlamak istiyorsan, sana emanet edilen on binlerce taze ve masum beyinleri, genç dimağları aynı heyecan ve gayretle hazırlamalısın. Çünkü bu öyle bir emanet ki hatasının telafisi mümkün değil. Üç çocuğum var. Biri makine mühendisi. Yerel yönetimde görev yapıyor. Biri kimya öğretmeni. Şu an öğretmenlik yapıyor. Biri de İngilizce makine mühendisliğinde okuyor. Fakat benim için önemli olan onların mesleki başarılarından daha önemli olan ruh, akıl ve beden sağlıklarıdır. Başarılı olup olamadığımın kararını ise çocuklarımı tanıyanlara bırakıyorum.

 

İş dışında nelerle ilgilenirsiniz? Neler yapmaktan hoşlanırsınız? İlgi alanlarınız nelerdir?

O kadar yoğun çalışıyorum ki kendime, çocuklarıma ve hobilerime zaman ayıramıyorum bahanesini kabul etmiyorum. Tabiatı çok severim. Fırsat buldukça ailemle yurt içi ve yurt dışı seyahat eder, kâinatın açık hava müzesinde dolaşır, fikredir, şükrederim. Düzenli kitap okumayı ve okuduğum kitapların özetini çıkararak yakın arkadaş ve mesai arkadaşlarımın istifadesine sunmayı severim. Toprakla uğraşmayı severim. Evimde, iş yerimde mutlaka toprakla uğraşacak bir mekân oluşturup, çiçek, sebze, fidan yetiştiririm. Fırsat buldukça yürümeyi ve yüzmeyi severim. Bunların yanında STK’larda görev alıp gönül hizmetlerine de önem veririm.

 

Ahmet Sait Yurtseven